
İhsan Oktay Anar iyi bir masal anlatıcısı bence..Hayata dair..İçinde aşk, ölümle muhabbet, sevgiliye hasret, çocuklara eğlencelik, büyüklere dersler çıkarmalık ama illa okunmalık..
Puslu Kıtalar Atlası beni daha çok etkilemişti, ama Efrasiyab' ın Hikayeleri de bir solukluk kitaplardan..Neden daha az etkilendim diye düşünüyorum..Sanki yazar bazı yerlerde durmuş düşünmüş, nasıl bağlayacağını bulamamış ve orada kısa kesivermiş gibi..Daha çok anlatılacak şey varmış ama yazmayı unutmuş gibi..Ya da anlatayım hadi demiş ama cümleleri özensiz kurmuş gibi..Oldu bittiye gelmiş gibi..
Cezzar Dede ve Ölüm arasında geçen diyaloglar, Ölüm' ün Cezzar Dedeye yaşayabilmesi için anlatacağı hikayeler karşılığında biraz daha zaman tanıması, sıra ile hikaye anlatmacalar..Başlıklar ise, aşk, ölüm, din, cennet..
"Benim dünyada tattığım en büyük lezzet, hayat değil, insanlık! Her zaman olduğu gibi şimdi de yaşıyor olmanın değil, insan olmanın zevkini çıkarıyorum."
Etiketler: İhsan Oktay Anar, İletişim Yayınları, Roman

Olmazlar oldurulur, duyulmayanlar konuşulur..Masal yazmak isteyenler kıskançlıkla tanışır, masal okumayı sevenler dikkat kesilir..Ben her ikisini de yaşadım "Puslu Kıtalar Atlası"nda..
İhsan Oktay Anar' ın ilk romanı..Ve sanki yazmamış da konuşmuş kadar akıcı bir okuma oldu benim için..Okunası, sonra bir daha okunası, sonra dönüp tekrar okunası..
Bu romanın bir platosu var zihnimde, karakterler bilinçaltımda bir yerde yaşıyor artık, hiç anlamam aslında ama sanki senaryolaştırılsa benden iyi kimse çekemez gibi hem de..
Felsefe var bu romanda diyorlar, emin değilim, felsefe hayatsa kanlı canlı, evet var..
Bir de İstanbul değil, Konstantiniye..
"Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır.."
Etiketler: İhsan Oktay Anar, İletişim Yayınları, Roman